Genel Özel eğitim

Özel Çocuk Ailelerinin Duyguları Çelikten Mi Pamuktan Mı?

otizm-aile-egitimi

Farklı gelişen bir çocuğun ailesi olmak konusunda yazılmış onlarca makale okuduk ve eminim ki sizler de çok sayıda benzer makaleler okumuşsunuzdur. Bu makaleyi farklı yapacak olan şey ise kısmen uzaktan bakmak isteyeceğiniz ya da neden olmasın belki de denemem işe yarayabilir diyeceğiniz sınır çizgisinde bir öneride bulunması. Biliyorsunuz ki bizi insan yapan en önemli şeylerden biri duygularımız ve duygularımızı yönlendirmeyi bilmediğimizde veya başaramadığımızda hem ruhumuz hem vücudumuz farklı tepkiler veriyor.

Farklı gelişen bir çocuğun annesi/babası olduğunuzu yeni öğrenmiş, belki henüz şok aşamasında  kendinize ”Neden …?” ile başlayan sorular sormakla meşgul, belki bu zor gerçeği kabul etme yolundasınız ve ya çok uzun bir yolu yürümüş tüm acı ve güzel anıları sırtlanıp yola devam ediyorsunuzdur.  Çocuğunuzun farklı gelişen bir çocuk olduğunu öğrendiniz andan bu zamana kadar geçen yahut geçecek olan zamanı bir yol olarak düşünelim.

ozel-egitim

Bu yolu yürürken çocuğunuzun engelli olduğunu öğrendiğiniz ilk andan bu ana kadar pek çok duyu hissettiniz. Kendinizi ve çocuklarınızı, bazen eşlerinizi korumak için çok fazla mücadale ettiniz. Bu yolda en çok da gerçek duygularınızı bastırmış kendinizi korumak istemiş olabilir misiniz? Gerçek duygular korumamızı kırdığımızda ortaya çıkarlar. Bazen hissettiğimizi kendimize ifade etmekten iç sesimizi duymaktan çekiniriz. Yaşadıklarımız ile yüzleştiğimizde canımız acır. Yüreğimizin bir köşesinde orada dokunmak dahi istemediğimiz acılar bulunabilir. Tanı aldığınız doktorun kurduğu  bir cümle, akrabalarınızdan çocuğunuzun bu durumu için sizi suçlayan bir ima, sokak ortasında çocuğunuzun davranışı için sizi utandıran insanların ortasında hissettiğiniz duygular ve daha fazlası. İçimizde bir yerde paket yaptığımız unutmadığımız ama gündemde tutmanın işe yaramadığını düşündüğümüz eskiden yaşadığımız ve şimdi orada bir yerde saklayıp beklettiğimiz acılarımız olabilir.

otizmli-cocuk-aileleri

Bazen annesiyle sıkıca sarılan ve sohbet eden bir çocuk gördüğünüzde, çocuğunuzu parktan eve almaya çalışırken yaşadığınız krizin ertesi günü, iş arkadaşınızın çocuğunun okul gösterisi için davet aldığınızda, özel ders ve okul ücretlerini ödemek için çabalarken bir başkasının arabasını yenilediğini duyduğunuzda, markette kasada öfke nöbeti geçirdiğinde gözlerinize dolan yaşlar ve ya yüreğinizde hissettiğiniz hafif sıkışma aslında daha önce neler olduğunu ve nelerin olmuş olmasını dilediğinizin sinyalidir. Bu akışa izin vermek yerine hissettiklerinize çözüm bulmayı reddetmeyi seçmek çok doğru olmayabilir.

otizm-aile-egitimi

Öncelikle böyle anlarda ne hissettiğimizi tanımlamamız gerekir üzüntü, şok, öfke,yalnızlık,çaresizlik,korku, utanma,kafa karışıklığı,yetersizlik gibi pek çok duygu… Genellikle başarabiliyorsak acılarımızdan kaçmaya çalışırız, acımızı yok saymaya ve yola devam etmeye çalışırız. Bu acı dolu yaralarımızı bir başkasına anlatırken gerçek duygularımızı saklama eğiliminde oluruz. Hissettiğimiz duyguları başkasına anlatmak, bir başkasının yorum ve yargısına açmak kolay olmayabilir. Bazen bu acının kalbimizde sonsuza kadar süreceğini düşünürüz oysa acılar sonsuza kadar sürmezler ve tabi hissettiğimiz duygular da. Yapabiliyorsak ve imkanımız varsa bu acıları ve kötü anıları biriktirip saklamak yerine bir terapistten yardım almalıyız. Terapistler sizi yargılamazlar.

otizm-davranıs-problemleri

Örnek vermek gerekirse bir gün öğrencilerimden birinin babası okula geldiğinde şu cümleyi kurdu ” Artık bu çocuktan nefret ediyorum,hayatımız alt üst oldu. Hiç bir günümüz olaysız geçmiyor. Yan komşumuza kavga ettim, bahçedeki kamelyaya gitmeye devam ederse ya ben bu çocuğu oraya gitmesin diye bağlayacağım ya da adamın kamelyasını yakacağım.” Bu cümleleri sıralayan baba o an çok öfkeli, yorulmuş ve kırılgan görünüyordu. ”Ne olursa olsun bir baba kendi çocuğu için bu çocuktan nefret ediyorum nasıl diyebilir? ” sorusunu kendinize defalarca sorup bu cümleyi kurduğu için babayı yargılamaya çoktan başladınız mı yoksa?

ozel-egitim

Özel çocukların ailesi  olmak demek her zaman güçlü, sakin, sabırlı ve her durumu kabullenebilen kişi olmak anlamına gelmiyor. Nedense toplumda böyle bir algı var ve bir çok toplantıda fak ediyorum ki velilerim bir birine de bu yönde telkinler veriyor. ”Biz özel çocuk ailesiyiz bizim ağlamaya lüksümüz yok. Sen bunlara hiç takma kafanı. Unut gitsin nasılsa bizi anlayan yok.”Oysa bu çok büyük bir yanlış özel gereksinimli çocukların aileleri duygularını yönetme konusunda özel güçlere sahip değiller. Herkes gibi onlarda çocuklarının özel durumu nedeniyle yaşadıkları anlarda duygularını saklamak yerine, duygularını isimlendirerek başkaları ile paylaşmak hakkına sahipler. Bir diğer örnekte ise annemiz ” Çocuğuma yetemiyorum, bazen sabahlara kadar uyumayıp beklediğimizde keşke hiç çocuk yapmasaydım. Keşke o hiç burada olmasaydı bunları yaşamasaydı diyorum. Bunu size söylerken çok utanıyorum ama artık birine söylemek istedim ben bu çocukla başa çıkmak için yetersizim. ” dedi.

ozel-egitim-aile-danışmanlıgı

Kolay değil bu yolu yürümek cesur olup paylaşabilme fırsatını kullanan velilerimi yargılamak benim haddim değil. Empati kurmak istiyorum ve acıma,öfke,şaşkınlık duygusu olmaksızın bunu yapmayı deniyorum. Öğrencimin ne kadar zor bir çocukluk geçirdiğini biliyor ve buna yakından şahit oluyorum. Anne baba olarak yavrumuzu ne kadar çok seversek sevelim bazen o anlarda kötü duygular hissedebilir, kötü duygular besleyebiliriz. Böyle anlarda hissettiğimiz duygulardan utanmak ve çekinmek zorunda değilsiniz. Sadece doğru insanlara içinizi açmak ve duygularınızı yönetmek konusunda tecrübe sahibi insanlarla buluşmalısınız.Ben bir öğretmen olarak ne kadar empati kurup sizi anlamaya çalışsam da her zaman doğru cümleleri seçemeyebilirim. Bu insanlar öğretmenler değil de okul rehberlik servisleri veya terapistler olabilir.Tekrar edeyim onlar sizi düşünceleriniz ve hissettikleriniz ne olursa olsun yargılamazlar ve size doğru kapılar açabilirler.  

ozel-egitim-aile

Şimdi makalemizin önemli olan kısmına geldik. Bir terapiste gitme imkanınız yok veya terapi almak fikrine sıcak bakmıyorsanız duygularınız konusunda ne yapabilirsiniz? Size bir öneride bulunmak istiyoruz. Duygularınızı kağıda dökmek. Hemen yo bu kesinlikle benim işim değil deyip edebi bir şeyler yazmanız gerektiğini ve buna yeteneğiniz olmadığını düşünmeyin. Araştırmalar duyguları kağıtlara dökmenin tıpkı konuşarak aktarmak gibi yararlı olduğunu, buna karşın duyguları içimizde tutmanın daha fazla stres ve hastalık demek olabileceğini söylüyorlar. Bir günlük yazmak rehberimiz, sırdaşımız ve aynamız olabilir. Günlük yazarken bir başkasının yargılarından uzak olursunuz ve kendi iç sesinize kulak verirsiniz.

ozel-egitim

Bir günlüğe acınızı, öfkenizi, hayal kırıklığınızı, mağduriyetinizi, birinden gördüğünüz ihaneti yazarsanız ne olur bir bakalım. Siz acınızı paylaşarak yazınızı, yazınız da bu duyguyu kabul ederek sizi onurlandırır. Duygularınızı yazmak sizi ağlatabilir, ağlamaktan korkmayın. Göz yaşları pek çok zaman bize doğru yolda olduğumuzu gösterir. O şeyleri yazmak konusunda sizi cesaretlendirir, sonsuza kadar ağlayacağımızı hissetmemize rağmen genellikle saatli ölçülebilecek kadar makul bir zaman sürer. Yazarken çok fazla ağladığınızda ve biraz molaya ihtiyaç duyduğunuzda biraz ara vermek iyidir. Bir kaç dakika sizi bu kadar üzen şeyin artık kalbinizden dışarı çıktığını düşünün gözyaşlarınızla bir kısmı aktı ve gidiyor.

ozel-egitim

Bir diğer günlük konusu ise öfkeli anlarımız. Öfke her zaman kötü olarak anılsa da öfkelenmek iyidir. Öfkemizi nasıl yansıttığımızı bilmek gerekir. Daha önceki çok öfkeli anlarınızda neler olduğunu düşünün. Önemli olan öfkemiz yükselmeye başladığında dikkatimizi dağıtmaktır. Eğer öfkesini kontrol edemeyen bir yetişkinseniz yapmanız gereken öfkelendiğinizde gerginlikten uzaklaşmanız, bir kaç derin nefes almanız ve ara vermeniz gerekir. Şimdi size çok basitçe uygulayabileceğiniz cümle tamamlama yöntemini önereceğiz. Cümlenin ilk bölümünden sonra düşünmeye fırsat vermeden aklınıza ilk gelen şeyi yazmalısınız.

Kızgınım çünkü, ……………………….

Aklınıza ilk gelen kelimeleri ve cümleleri sıralayın. Bittiğinde neler yazdığınızı okuyun. Bu sadece öfkeli anlar için değil, mutlu, gergin, şaşkın, huzurlu  olduğunuz anlar için de ortak bir başlık olabilir. O gün mutluysanız bunu günlüğünüze yazın;

Mutluyum çünkü, ……………………….

Gerginim çünkü, …………………………

Sıra geldi ikinci aşamaya.

Öfkemin altında …………………………………….. olduğunu hissediyorum.

Mutluluğumun kaynağının altında ………………………. olduğunu hissediyorum.

Bu size çok basit bir formalite gibi mi görünüyor. Lütfen bu şekilde düşünmeyin ve en azından bir süre günlük tutmayı ve hissettiğinizin ne olduğunu anladığınızda bu şekilde yazmayı deneyin. Şimdi size bir velimizin günlüğünden bizimle paylaştığı kısımları okumanızı istiyorum.

”Ağlayarak yazıyorum  saat gecenin ikisi. Ali ( isimler değiştirildi) uyuduktan sonra onu kontrol etmek için odaya gittim. Gitmez olsaydım bezini çıkarmış, kakasını yapmış elleriyle her yere sürmüş. Halı, yatak, perde, dolap, kapı ve duvar her yer her yerde kaka var. Beni görür görmez ağlamaya başladı ben de onun üzerine yürüdüm. Kolundan tutup banyoya doğru götürürken kendini yerlere attı ve koridor duvarları halıları da kaka oldu. Banyoda yıkadım yıkarken de rahat durmadıkça kollarına vurdum. Musa çocuğun ağlamasına ve benim bağırmama geldi o da bana bağırarak yatmaya gitti. Ben bu evde tek başıma bu saate kadar pislik temizledim. Çocuğumu dövdüm mutsuzum ama hak etmedi mi? Her yer her yer pis. Bu kaçıncı artık halı, perde atmak lüksüm yok. Tek başıma her şeyi yapamıyorum. Benim hayatım hayat değil, Allahım affet ama onun da benim de canımı al kurtulalım. ”

” Herkes yattı ben ayaktayım. Bugün çok mutluyum köye gittik biz Emine abla ile çay içerken o da diğer çocuklarla oynadı. Hiç ağlamadı, peşinden koşturmadı, gözüm hep ondaydı ama hiç bir yere gitmedi. Ve bomba haber geldi Emine ablanın kızından su istedi. Su dedi annen köle olsun. Hepimiz şok olduk, su istedi ya Allahım şükürler olsun sana. İnşallah daha da konuşacak. Öğretmeni ödev vermiş onu yaparken de bir şeyler demeye gayreti var. Mutluyum çünkü emeklerimizin karşılığını verecek konuşacak Alim . Mutluluğumun altına çocuğuma olan sevgim yatıyor, konuşacağına olan umudum yatıyor.  ”

”Dün halası geldi hala burada kalıyor. Kaç sene geçti hala aynı şeyler. Benim teyzemin çocuğu engelli diye çocuk benim yüzümden böyle olmuş. Bizim ailemizde varmış engelli ondan olmuş çocuk otistik. Yarım saat mutfakta ağladım. Ben daha ne yapayım herkes beni suçluyor. Öyle yaptınız böyle yaptınız. Televizyon izlettin otistik oldu, emzirmedin mama verdin otistik oldu. Bunlara gel de anlat otizmi. Musa da ağzını açıp ablasına bir şey demedi çok kırgınım o da mı hala beni suçluyor? Yazıklar olsun çok üzüldüm çok….kızgınım çünkü Musa ablasını susturabilirdi ama yapmadı. ”

Bu paylaşımı ondan izin alarak isimleri değiştirip yayınladık. Umarım sizin için cesaret verici olur ve sizler de duygularınızı saklamak yerine paylaşmayı bunu yapamıyorsanız da yazmayı denersiniz. Velimize tekrar teşekkür ediyoruz çünkü isim verilmeden de olsa binlerce insana duygularımızı açmak kolay değil.

 

6 Yorum

    • Hepimiz ortak duygular yaşıyor olabiliriz buna mutluluk da dahil.Tek değiliz yalnız değiliz, biz beraber çok güzeliz. Duygular paylaşılmalı her zaman bize ulaşabilir, yaşadıklarınızı bizimle paylaşabilirsiniz Sevda hanım. Böylece birbirimize destek olur zor zamanları birlikte aşarız. Mutlu anları birlikte çoğaltırız. Yazımızı vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler.

    • Teşekkürler Ayşe Hanım, uzun bir yazı oldu sıkılmadan okuduğunuz için teşekkürler.

  • Bizleri anlamak aslında zor değil, ama önce biz kendimizi ve çocuklarımızı anlayıp otizmle yaşamayı öğrenmeliyiz sanırım…
    Çok güzel bir paylaşım ellerinize sağlık…

Yorum yapın