Özel eğitim

Sosyal Medya Üzerinden Engelli Bireyler ve Ailelerine Yönelik Nefret Söylemleri

Özellikle son zamanlarda sosyal medya üzerinden yazışmalarda engelli çocukların ailelerine ve çocuklarına hoş olmayan ifadelerin ve hitapların kullanıldığını görüyorum. Aynı şekilde bu saygısız tutuma maruz kalan ailelerin de karşı tarafa benzer hakaret ve ithamlarda bulunduğunu fark ettim. Öncelikle şunu belirtelim engellilere yönelik hoş olmayan tutumlar ülkemizde ve dünyada hala devam etmekte. Engelli biryeylere ve ailelerine yönelik olumsuz tutumları önlemek ve var olan olumsuz tutumların azaltılması için yapılan bunca farkındalık çalışmaları ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. Aile ve öğretmenler olarak bizler bu konuda doğru davranışlar sergiliyor muyuz yoksa bizi yıkan kasıp kavuran duygularımıza yenik düşüp yeni yeni ateşler yakıyor yeni yangınlar mı çıkarıyoruz?

Öncelikle sosyal medya konusunu irdeleyecek olursak insanlar sanal kimliklerinin ardına saklanarak dilediklerince duygu ve düşüncelerini ifade ediyorlar. Kendilerini, engellilere yönelik var olan olumsuz tutumlarını bir şaka malzemesi veya inançları doğrultusunda ailelere verilmiş bir ceza, iğrenç olma, toplum dışı olma gibi pek çok etiketi barındıran şekilde ifade ediyorlar. Böyle durumlarda ailelerin hissettiği duygular bu tavrı gösterenler için çok da önemli olmuyor. Peki bu insanlar nasıl bu kadar acımasız, etik değerlerden uzak oluyorlar? Çünkü engelli bireyler ve engelli olmak durumuyla ilgili bilgi eksikli veya yanlış bilgilendirilmeye sahip olduklarından tutumları daima olumsuz yönde gelişmiştir. Kabul etmeyen, acıma gibi duygusal tepkileri olan, uzak durma eğiliminde olan, yetersizliği olanlara yönelik basma kalıp inançlar geliştirmiş kişilerin verdiği bu tepkileri her zaman sakin karşılayamayabiliyoruz.

Aileler çocuklarına yönelik çirkince ifadelerin ve olayların gerçekleştiği an bir kaç faklı tepki veriyor. Bazı aileler o kadar üzülüyor ki çocuğunun yetersizliğini kendi hatası gibi görüp neredeyse kabuğuna çekiliyor ve yavrusuna sıkıca sarılarak bir şey demeden bazen de neredeyse karşı taraftan özür dileyerek ortamdan uzaklaşıyor. Bu gerçekten çok ama çok üzücü. Sürekli suçlanmış, toplum dışına itilmiş, çocuğu kabul görmemiş ailelerin çabaları yok sayıldığında ve desteklenmediklerinde ne yazık ki aileler sürekli sessiz sedasız bir yaşam sürmeye çalışıyorlar ve doğru olanın bu olduğunu düşünüyorlar.

İkinci grup ise çocuğuna karşı tehdit algıladığında hemen saldırganlaşıyor. O anda hissettiği onur kırıcı ve yaralayıcı ifadeler karşısında hemen savunmaya geçiyor. Karşı tarafa hakaretler ederek o anki öfkesini boşaltıyor. Çocuğunu bu şekilde güvende tutabildiğini ona gelen her tehdidi bu şekilde aşarak güçlendiğini ve olumsuz tutumu geri püskürttüğüne inanıyor.

Bir öğretmen olarak her iki aileyi de anlıyorum çünkü her iki ailenin de kendince haklı sebepleri var. Şöyle düşünüyorlar evladım kendini savunamıyor ve ifade edemiyor öyleyse onu koruyup kollayacak olan benim. Bunu yaparken de yüreğinde hissettiği duygu ne yöndeyse o şekilde tepki veriyor savun veya kaç. Bazen öyle şeyler okuyordum ki benim evladım olmadığı halde okuduklarım karşısında cihanı yakmak bu dünyada böylesine kötü düşünceler varsa dünya ile birlikte yok olmasını diliyordum. Ben bile böyle hissediyorsam acaba o çocuğun ailesi neler hissetti diye sorguluyor kahroluyordum. Doğru bir bilgilendirmeye ulaştığımda ise benim de bu yöndeki tutumlarım değişti.

Veli toplantılarının bir bölümünü hep bu konu oluştururdu. Ailelere sosyalleşme ödevleri verdiğimde geri dönüşler insanların bakışları, sözleri, acımaları velilerimin başa çıkmakta en çok zorlandığı şeydi. Özellikle şunu sıklıkla belirtiyor ve yeniden hatırlatıyordum. Çocuğunuz tanı almadan önce kaçınız otizm diye bir şey duymuştu ve ya otizmli bir birey tanışmış onunla birlikte vakit geçirmişti? Hiç biri elini kaldırmıyordu çünkü çocukları tanı alana kadar daha önce bu çocuklardan haberdar değildiler. Bir sonraki sorum şu oluyordu ( kendilerinin bana anlattığı örneğin aynısını yada benzerini kullanarak) ” Masanda oturuyorken aniden bir çocuk gelse dürümünü ortadan koparıp kaçsa, çayını, meyve suyunu içse tepkin ne olurdu? ”  ve bir sonraki soru ” Ailenle sakince yemek yiyordun bir anda çığlıklar atan ve ailesinin susturmaya çalıştığı bir çocuk tüm gecenizi mahvetti. O aileye ve çocuğa karşı hissederdin ? ” Bu soruların önemi büyük çünkü hayatımıza girmeden bilemiyoruz. Bazı insanların hayatlarında böyle bireyler olmasa dahi doğru bilgilendirmeye ve engelli bireylerle olumlu deneyimlere sahip olduğu için sizi yadırgamıyor, sürekli size dönüp dönüp bakmıyor ve sözleri ile sizi yargılamıyor.

Sosyal medyada bir yazışmada aile çocuklarına hakaret eden kişiye şunu yazmıştı. ” Sen insan değilsin kaç yaşına gelmişsin hala engelli bir çocuğa nasıl davranacağını öğrenememişsin. Yaşından mesleğinden utan bir de …. olacaksın, senin gibilerin elinden diploması alınmalı sen ve senin gibilerin yaşamaya nefes almaya hakkı yok. İnsallah allah sana da böyle çocuk verir de yazdıkların başına gelince görürsün. ” E ne oldu şimdi çocuğuna yapılan muamelenin benzerini belkide çok daha kötüsünü hak ettiğini düşünerek başkasına yaptın. Can acısı veya öfke ile davranırken bir şeyi unuttun. Saygını kaybettin, karşındakinin eksik veya yanlış bilgilendirildiğini unuttun ve hakaretler karşısında bir ayna görevi gördün. 

Bazı velilerim hocam artık bıktık ne zamana kadar biz sabırlı olacağız biraz da onlar insan olsun dedi. Şöyle düşünün kaçınızın sınıfında engelli bir arkadaşı vardı, kaçınızın mahallesindeki engelli çocukla oynamasına, arkadaşlık kurmasına izin verdi anneniz babanız veya kaçınızın öğretmeni/ailesi size engelli bireylere yönelik doğru bilgilendirmede bulundu ve engelli bireyle aynı ortamda bulunmayı deneyimlemenizi sağladı. İsteksek de istemesek de bu hayatın bir gerçeği. Size ve çocuklarınıza hakaret eden bu insanlar yanlış inançlara sahipler belki çok küçükken engelli bir arkadaşı ile oynadığı için ailesi tarafından azarlandı. Belki bulunduğu çevredeki insanlar ona engelli çocukları olan insanların günahkar olduklarını ve çocuklarının bir ceza olarak onlara gönderildiğine dair cümlelerle büyüdü. Bana sürekli ama hocam kaç yaşına gelmiş neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmesi lazım diyorlar. Öyle kolay olmuyor işte küçük yaşta kazanılan inançlar, duygular kolay kolay değiştirilemiyor. Bunu değiştirmenin de tek yolu var doğru bilgilendirme ve yaşantı deneyimi kazanma.

Gelin sizlerde aynı hatayı yapmayın bir ayna olmak yerine çocuklarınız ve çocuklarımız için en güzel olanı en doğru olanı yapalım. Nefrete nefret ile yaklaşmak var olan sorunu yok etmiyor yenilerini ekliyor. Bir çok kişi bir birine hakaret davası açıyor. Doğru olan ne ve nasıl davranalım? Sosyal medya ve ya gerçek hayatta çocuğumuza karşı olumsuz bir durum yaşadıysak önce sakin olalım. ( Biliyorum çok ama çok zor fakat başarabilirsiniz.) Karşımızdaki kişiye çocuğumuzun yetersizlik durumunu kısaca açıklayalım. Sakin bir ses tonu ile ”Çocuğum otizmli sürekli sallanıyor ve ses çıkarıyor çünkü bulunduğumuz ortam onun için fazla gürültülü./ Çocuğum cerebral palsyli heyecanlarını,gülmesini ve ağlamasını zihnindeki bir hasar yüzünden kontrol edemiyor gülerken sizi rahatsız ettiğimizi biliyorum fakat bu durum kontolümüz dahilinde değil . ” gibi. Karşınızdaki kişinin tepkisinin bu kısa bilgilendirme sonuncunda nasıl devam ettiğine bakın. Bazen hemen hatalarını fark edip ortamdan uzaklaşma eğiliminde olurlar bu gibi durumlarda kısacık bir cümle daha kurun ” Anlayışınız için teşekürler olumsuz davranışınız beni ve çocuğumu üzmüştü şimdi kendimi daha iyi hissediyorum. ” Kelimelerin özel bir dili vardır siz sakin kalıp doğru cümleler kurarsanız karşınızdaki kişi de hatasını anlamadıysa bile daha çok soruna yol açmayacak böylece siz ve çocuğunuz güvende kalacaktır.

Bazı insanlar ise çocuğunuzun davranışlarını veya özel durumunu açıkladığınızda önce şaşırıp sonra sizden biraz daha bilgilendirme talep edebilir çünkü neler olduğunu anlamaya ihtiyacı vardır. Akşam yemeğini, iş görüşmesini, dinlenme vaktini çalan kısacası onu huzursuz eden durumu çözmek ister. Hocam neden böyle cümleler kuruyorsunuz demeyin. Ne demiştik bilmeyen, o konu hakkında olumsuz fikirleri olan insanlar bunu değerli vakitlerini çalıyormuşsunuz gibi düşünebilirler. İnanın olumlu tutum geliştirdiklerinde o insanların hayatlarında nasıl bir fark olduğunu bilmek bile sizi mutlu etmeye yeter. Sizden bilgi talep eden insanlara o an müsaitseniz ve öfkenize hakim olabilecekseniz doğru bilgilendirmeyi yapın. Çocuğunuzun gittiği okuldan veya vakıflardan bahsedebilir onları yapılan etkinliklere davet edebilirsiniz. Yada çocuğunuzun güçlü yönlerini paylaşabilirsiniz resim yapmaktan hoşlanır, arabaları sever, çizgi film izlemeye bayılır gibi.  Kısa bir sohbet aradaki buzları çözebilir. 

Bir keresinde yine instagramda yapılan bir yoruma yanıt olarak şunu yazmıştım ” … Daha önce hiç Ayşe gibi bir çocukla vakit geçirmediğini o nedenle böyle davrandığını ve bu hoş olmayan sözleri yazdığını düşünüyorum. Ayşe ile vakit geçirseydin onun bir kurabiye gurmesi olduğunu, mfö’den mecburen mecburen şarkısıyla harika dans ettiğini kısacası etrafına neşe saçan bir çocuk olduğunu fark ederdin. Hala geç değil okulumuzu ziyaret edebilirsin, kendine yeni küçük arkadaşlar edinebilirsin. Gelmeni ve seninle kurabiyelerimizi paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.” dedim. Yanıt olarak çok da hoş bir cevap almadım ama en azından hakaret dolu bir cevap daha gelmedi ve o birey bana şunu yazdı ” Teşekkürler almayayım. Okula gelirsem çocukların anneleri beni kurabiye gibi yer baksana hepsi ateş püskürüyor. Okulunuzda huzurla yaşayın ve bizde kendi okullarımızda mümkünse huzula yaşayalım karşılaşmayalım.” dedi.  Sabırları zorlayan uzun yazışmalarla konuşmaya devam ettik. Bu konuşmalar ben ona saygılı davrandığım için saygılı bir şekilde devam etti. En son da ona yasal düzenlemelerden bahsedip tekrar okulumuza davet ettim ve konuşmamızı sonlandırdım. Çünkü biliyorum ki olumsuz tutumlar o hata yaptım hemen düzeltiyorum deyip de düzelmez. Bir kaç cümle ve biraz sohbet her şeyi çözmez biraz zaman ve oldukça çok da yaşantısal deneyim gerektirir. 

Özellikle okulların bu konuda yapabileceği çok fazla etkinlik var diye düşünüyorum. Ailelerin de onayı alınarak okullarda bazı organizasyonlar düzenlenebilir. Yakın mesafedeki okullardan veya kuruluşlardan gelecek olan veli ve kamu özel şirket çalışanları ile yapılandırılmış bir ortamda mutfak atölyeleri, resim atölyeleri, müzik atölyeleri gibi etkinlikler planlanabilir. Böylece ortak bir etkinlik sayesinde yetersizlikten etkilenen çocuklara yönelik olumlu deneyim kazandırılabilir. Bazen okul ziyaretine gelen insanlardan şu cümleleri duyardık ” Ben bu çocukların böyle şeyler yapabildiğini bilmiyordum burada sadece bakımlarının yapıldığını düşünüyordum. ” ” Arda’nın müzik yeteneği için yardımcı olabilirim. ” veya özel çocuklarımızın annelerinin iletişim bilgilerini alarak ” Mutlaka daha sonra da görüşelim beraber bir şeyler yapalım ben Edayı çok sevdim gibi. ” Özel çocukların hayatlarının içine giren pek çok insanın fikri ve bakış açısı değişiyor. Bu organizasyonları gerçekleştirmek çok ama çok önemli. Okullarınızdan bu tür etkinlikler planlamalarını isteyebilirsiniz.

Karşımızdaki kişi sabrımıza ve bilgilendirmemize rağmen yaralayıcı ve onur kırıcı davranmaya devam ediyorsa ne yapmalıyız?  Eğer sosyal medyada isek görüntü kayıtlarını alalım ve daha fazla tartışmaya girmeden bir dilekçe ile savcılığa suç duyurusunda bulunalım. Bundan sonrası için kişi ile irtibatta kalmanıza ve onunla tartışmaya devam etmenize hiç gerek yok. Savcılık hakkında gerekli olan her şeyi yaparak sizi bilgilendirecektir. Kendinizi ve çocuğunuzu üzmeyin ve yıpratmayın. Kişi hakaretlerine ve imalarına devam ediyorsa yapılacak en güzel şey daha çok tartışmaya girmeden yasal yollarla konuyu halletmektir.

Bazen çok daha üzücü şeyler yaşayabiliyoruz. Bir velim çocuğu hakkındaki hakareti kaldıramayıp darpta bulunmuştu. Her iki tarafta polise ifade verdi ve kendi hatasını fark etti dava açılmadan çözüme kavuştular fakat bazen daha da kötüsü olabiliyor. Eğer size ve çocuğunuza nefret söylemlerinde bulanan veya şiddet içeren davranışta bulunan birileri varsa ve güvende olduğunuzu düşünmüyorsanız polis çağırın. Eğer güvendeyseniz kişiye suç işlediğini ve savcılığa gideceğinizi söyleyin. Yakın akrabalarınız haricindeki ortamda bulunan insanlardan sizin için şahitlik yapmasını isteyiniz. Bulunduğunuz yerin güvenlik kameralarını isteyebilirsiniz. 

Hepimizin ortak dileği toplumumuzda engelli bireylere yönelik olumsuz tutumların ortadan kaybolması, eşit ve daha kaliteli bir hayatı beraberce paylaşmak. Çocuklarımız için verdiğimiz tüm mücadelelerin arasına bu konuyu da katmalıyız. Engellilere yönelik tutumların değişmesi için daha çok organizasyona imza atmalı, daha çok insana ulaşmalıyız. Her kapının anahtarı sabır ve emekten oluşur özel çocukların aile ve öğretmenleri olarak önümüzdeki bu koca demirden kapıyı kapıyı açmak istiyorsak sakin ve doğru adımlarla ilerleyelim. Nefret söylemlerine karşı mücadelemizi bir ayna gibi değil bir yol gösterici bir ışık olarak verelim ki çocuklarımıza yeni düşmanlar değil yeni dostlar kazandıralım.

 

 

 

Yorum yapın